top of page
Ara

ifşa linç midir?

  • Yazarın fotoğrafı: aysemelek
    aysemelek
  • 16 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur

Sosyal medyada birini ifşa eden bir paylaşım gördüğümüzde, iki uç tepki beliriyor: "bu bir linçtir" diyenler ve "adalet sağlanıyor" diye sevinenler. Benim kafamda ise hep şu soru dolaşıyor: bu kadar çok insanın birbirini ifşa etme ihtiyacı hissettiği bir dünyada, biz neyi konuşamadık, nasıl susturulduk, hangi yollar kapandı da adalet duygusunu ancak kadın dayanışmasında, birbirimize sığınarak ve ekranlarda arar olduk?

Böyle aklı başında, soğukkanlı bir tonda yazdığıma bakmayın. Tabii ki ben de bu hikayenin bir tarafıyım. Pek çok kız kardeşim gibi, hatta erkek kardeşlerim gibi, ben de bu yüzyılların bakiyesiyle gelen tahakkümün bir nesnesiyim. Ve belki de bu yüzden bağcıyı dövmek istemiyorum.

Bağa girmek, orada barış içinde yaşamak, ekmek, biçmek, ev kurmak ve üzümleri yemek istiyorum. Yani mesele birilerini yok etmek değil; birlikte başka bir hayat kurabilmenin imkanı var mı buna bakmayı denemek.

Ama öncelikle şunu kabul etmek zorundayız: burada uzun yıllardır susturulan bir şey var. Bunu kabul etmeden yapılan tüm konuşmalar gerçek dışı kalacaktır. Patriyarka söylemiyle sadece kadının sesini kısmadı; erkeğin sesini de tek tipleştirdi. Üçüncü dalga feministler bana kalırsa bu konuda haklılar. Toplumsal cinsiyet rolleri bize dayatılan bir performans: kadın sessiz ve uyumlu olacak, erkek ise güçlü ve hakim. Bu kurguda kadının görünmezliği ne kadar derinse, erkeğin "güçlü" görünmek zorunda bırakılması da o kadar ağır. Birinin sesi bastırıldıkça, diğerinin sesi tek bir nota olarak çıkıyor.

Erkeklik rolü böylece korumak zorunda olduğu gerçek dışı tanrısal gücün yarattığı sanrıyla kendi şiddetini doğuruyor. Haddini aşan, zıddına döner. Bugün yaşanan kriz, bu asimetrinin zıddına dönmesinin bir ifadesi olarak okunabilir.

Belki de şu anda, bütün bu kaosun içinde, bir denge ve diyalog imkanı arıyoruz. En azından benim kalbim bunu arzuluyor.

Peki, bununla birlikte ifşa bir linç midir sorusuna dönersek; bence değil. Linç, suçsuz ya da yalnızca normlara uymayan birine yönelen toplu öfke. İfşa ise çoğu zaman, hukukun suskunluğu karşısında sözün çaresizliğinden doğan bir çığlık gibi okunabilir.

Elbette riskli: yanlış hedefler, haksızlıklar olabilir. Ama bu risk, adalet yollarının tıkalı olduğu bir yerde ortaya çıkıyor. Eğer insanlar mahkemelerde adalet bulabilseydi ya da yaşadıklarına gerçekten eşlik ve şahitlik edilebilseydi ifşaya gerek kalır mıydı, pek sanmıyorum.

İşte bu noktada feminizmin zorunluluğu açığa çıkıyor. Feminizm yalnızca erkeklere duyulan bir öfke değil, neredeyse bir mecburiyet. Erkekleri hayattan silmeye çalışan bir hareket değil, onlara yüklenmiş o sahte kudreti de sorgulayan bir ses. Çünkü patriyarkal yapı yalnızca kadını yaralamıyor; erkeği de kendi insani yönünden mahrum bırakıyor.

Cidda kavramı, yani erkeğe yüklenen o "yakar" ve "ağırlık" beklentisi, aslında bir hapishane. Erkek bu maskeyi takmak zorunda kaldıkça, özgürleşemiyor. Kadın görünmez kılındıkça, erkek de sahte bir görünürlüğün içinde kayboluyor. İkisi de benliklerinden ve yakınlık kurma becerilerinden uzakta bir yerlerde iktidarın ürettiği bölmenin farklı parçaları gibi konumlanıyor.

Sonuç olarak ifşanın bir linç olduğunu düşünmüyorum ama yine de esas meselenin tek tek kimleri ifşa ettiğimiz değil; hangi düzeni ifşa ettiğimiz olması gerektiğini düşünüyorum. Bazı erkek kardeşlerim belki buradan doğan ego savaşına yenilecek ve yüzleşmenin benliğini yitirmek anlamına geldiğini zannedecekler. Buna üzülürüm çünkü ancak yüzleşme, faille mağdurun karşılaştığı ve hakikatin açığa çıktığı bir sahnede gerçek ilişkilerin kurulabileceğini biliyorum. Bunun tek taraflı bir öfke katarsisinden çok daha fazlası olduğunu da.

Yüzyıllardır üzeri örtülen şeyler şimdi yüzeye çıkıyor. Evet, bu sarsıcı. Ama bu sarsıntı, görmezden gelmenin konforunu kırmak için çok iyi bir araç olabilir. Konuşamadığımız şeyleri konuşmaya başlamanın elbette bedeli var. Dilerim bu bedeli ödeyelim. İfşa ancak konuşmanın başlangıcı olabilir. Ama bu konuşmayı yeni bir dil kurarak, birbirimizi insan olarak gören bir yerden devam ettirebilir miyiz, soru bu.

 
 
 

Yorumlar


© 2025 by An Psikoloji

bottom of page