soruşturma dosyası-2
- Aslı Afşaroğlu
- 25 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
psikodinamik terapide seans odasındaki sessiz anlar üzerine bir soruşturma.
Seans odasında zaman zaman kelimeler yerini sessizliğe bırakır. dışarıdan bakıldığında bu anlar, iletişimin durduğu anlar gibi görünebilir. oysa bu sessizlik henüz söylenemeyen için açılan bir alandır. bu alan, öznenin belki de ilk kez duyulabilir olduğu bir eşiğe dönüşebilir. sesin yerini sessizlik aldığında, sadece sözcükler değil, sözcüklere sığmayan şeyler de duyulur hale gelir.
Sessizlik, ilk bakışta uzaklık ya da kopukluk gibi görünebilir. oysa bazen bir şeye gerçekten yaklaşabilmek için, onunla aramıza bir mesafe koymamız gerekir. bu tuhaf bir durumdur.
Ne kadar yaklaşırsak, o kadar göremeyiz; ama biraz geri çekildiğimizde, onu görebilme olanağına ulaşırız. heidegger'in düşüncesinde de bu türden bir paradoks vardır. modern dünyada, bilimsel ya da teknik yollarla şeyleri tanımlamaya, kavramaya çalıştıkça aslında onları uzaklaştırırız. yadırgatma etkisi dediğimiz şey, alıştığımız dünyayı kısa bir anlığına bozar, ama bu bozulma sayesinde şeyler bize görünmeye başlar. şiir ya da sessizlik de benzer bir şey yapar, alışılmışın içindeki açıklığı açığa çıkarır.
Seans odasında bu sessizlik anları, çoğu zaman alışılmış olanın bozulduğu anlardır. danışan ne söyleyeceğini bilmediğinde ya da tam söyleyecekken durduğunda, gündelik konuşma kesintiye uğrar. işte bu kırılma, yadırgatma etkisine benzer şekilde, danışanın kendi sözlerine ve duygularına ilk kez dışarıdan bakabilmesini sağlar. tanıdık olan birdenbire tuhaflașır; ama bu tuhaflık, kendine yabancı olanı değil, uzun süredir fark edilmeyen bir sesi yakınlaştırır. sessizlik burada yalnızca durak değil, yeni bir bakışın, yeni bir duyuşun eşiğidir.
Heidegger, hakiki sözün yalnızca sahici suskunlukla mümkün olduğunu söyler: "sadece sahici söz söylemede sahih susma mümkündür." çünkü lakırdı, boş konuşma, çok konuşma, herkes gibi konuşma dasein'in (bireyin) kendi varoluşundan uzaklaşmasıdır. gerçek diyalog ise ancak suskunlukla birlikte var olabilir. sessizlik, sözün mümkün olmasını sağlayan açıklığı yaratır. bazen bir şeyi dile getirmeye hazırlanmanın, bazen de dile gelmeyenin içinde kalmanın ifadesidir.
Diyalog için konuşan özne kadar, duyan ve duymaya hazır olan bir öteki de gerekir. heidegger, susmaktan şöyle bahseder: "suskunluk, dasein'in anlayabilirliğini öyle asli bir biçimde dile getirir ki, sahici duyabilme ve şeffaf birlikte olmaklık ondan doğar.
Bu anlamda sessizlik, iki varlık arasında açılan bir açıklık halidir. konuşmadan da bir tür temas, bir tür birlikte olma mümkündür. işte bu anda, terapistin görevi bu açıklığı dikkatle taşıyabilmek, danışanın henüz dile getirmediğiyle birlikte kalabilmektir. sessizlik artık bir boşluk değil, söze dönüşemeyen deneyimlerin tutulduğu bir yer haline gelir. bu alan, bazen en derin eşlik biçimidir, çünkü sadece insan, sessizliğin içindekini duymaya çalışabilir.




Yorumlar